
Türkiye’nin kültür, sanat ve arkeoloji alanındaki yatırımları son yıllarda hem ölçek hem de coğrafi kapsam açısından genişlerken, Kültür ve Turizm Bakanlığı 2027’ye uzanan yeni hedeflerini de netleştirdi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2021’de İstanbul’da başlayan Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin bugün 26 şehre ulaştığını, 2027’de ise 32 kenti kapsayacağını söyledi. Festivalin yalnızca kültür-sanat etkinlikleriyle değil, turizm sezonunun uzatılması ve şehir ekonomilerinin canlandırılması açısından da önemli bir araç hâline geldiğini belirten Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamında yürütülen arkeolojik çalışmaların da 67 ilde 261 kazı alanına yayıldığını açıkladı.
Bakan Ersoy, son üç yılda arkeolojik çalışmalara 2 milyar 650 milyon liranın üzerinde kaynak aktarıldığını belirtirken, 2026 kazı sezonunda Göbeklitepe, Karahantepe, Sardes, Tralleis, Side ve Pompeiopolis gibi merkezlerde ortaya çıkarılan yeni buluntuların Anadolu tarihine ilişkin önemli veriler sunduğunu ifade etti. Bakan Ersoy ile Kahramanmaraş’ta Kültür Yolu Festivali’nin büyüme hedeflerini, kültür turizminin şehir ekonomilerine etkisini, Geleceğe Miras Projesi’nin ulaştığı boyutu ve 2026’nın öne çıkan arkeolojik keşiflerini konuştuk.

-2021’de tek şehirde başlayan Türkiye Kültür Yolu Festivali bugün kaç şehre ulaştı; yıllık etkinlik ve sanatçı sayısı hangi seviyede? 2027’de 32 şehre ulaşacak festivalin bundan sonraki büyüme hedefi nedir; Kültür Yolu’nun turizm ve şehir ekonomilerine katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni 2021 yılında İstanbul’da başlattık. Bugün festivalimiz 7 bölgemizin tamamına yayıldı ve 26 şehrimize ulaştı. 2026 yılında Aydın, Mersin, Eskişehir, Sakarya, Ordu ve Kahramanmaraş’ın da rotaya katılmasıyla yaklaşık 8 aya, yani 234 güne yayılan büyük bir kültür sanat maratonu gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz yıl, 2025’te 20 şehrimizde, binden fazla etkinlik noktasında 9 bin 645 etkinlik düzenledik; 50 bin 400 sanatçımızı milyonlarca vatandaşımızla buluşturduk. Dolayısıyla artık sadece bir festivalden değil, çok büyük bir kültür sanat ekosisteminden söz ediyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali bugün; süresi, kapsadığı coğrafya, etkinlik çeşitliliği, sanatçı ve katılımcı sayısıyla dünyanın en kapsamlı ve en uzun soluklu kültür sanat organizasyonlarından biri hâline geldi.”
Bakan Ersoy: “Bu büyümeyi 2027 yılında da sürdürerek, Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ’ın da katılımıyla festivalimizi 32 şehrimize ulaştıracağız”
“Bugün insanlar artık sadece görmek için değil, bir şehri hissetmek ve deneyimlemek için seyahat ediyor. Biz de kültür ve sanatla bütünleşmiş turizm anlayışımızla şehirlerimizin tarihî ve kültürel değerlerini festivalin parçası hâline getiriyoruz. Müzelerimizi, tarihî yapılarımızı, meydanlarımızı ve kültür merkezlerimizi etkinliklerle buluşturuyor; ziyaretçiyi şehrin tamamını keşfetmeye yönlendiriyoruz. Böylece şehirlerimizin bilinirliğini artırıyor, turizm sezonunu uzatıyor ve marka değerini güçlendiriyoruz. Festivalin şehir ekonomisine katkısını da çok net görüyoruz. Otellerden restoranlara, ulaşımdan yerel üreticilere kadar pek çok alanda ciddi bir hareketlilik yaşanıyor. Hatta esnafımız bize, normal şartlarda bir haftada ulaştığı yoğunluğu festival döneminde bir günde yaşadığını söylüyor.
Bu yıl hayata geçirdiğimiz “Lezzet Noktası” uygulamasıyla şehirlerimizin köklü mutfak kültürünü daha görünür hâle getiriyoruz. Bir yandan yerel işletmeleri desteklerken bir yandan da gastronomiyi şehir deneyiminin önemli bir parçası hâline getiriyoruz. Belirlediğimiz gastronomi durakları festival sona erdikten sonra da dijital platformlarda ziyaretçilere rehberlik etmeye devam ediyor. Böylece festivalin oluşturduğu ekonomik ve turistik değer yalnızca etkinlik günleriyle sınırlı kalmıyor, yıl geneline yayılan kalıcı bir etkiye dönüşüyor.”
-Geleceğe Miras kapsamında bugün kaç kazı alanında çalışma yürütülüyor; projeye ayrılan kaynak, uzman sayısı ve yıllık buluntu sayısı hangi seviyede?
“Geleceğe Miras Projesi ile Türkiye’de arkeolojik çalışmaların hem ölçeğini hem de kapsamını çok önemli ölçüde büyüttük. 2024 yılında 58 ilde 227 kazı alanında çalışma yürütürken, bu sayı 2025’te 65 ilde 255 alana, 2026’da ise 67 ilde 261 kazı alanına ulaştı. Yani yalnızca daha fazla kazı yapmıyoruz; Anadolu’nun farklı dönemlerini ve farklı bölgelerini kapsayan çok daha bütüncül bir arkeoloji programı yürütüyoruz. Son üç yılda sahaya aktardığımız toplam kaynak 2 milyar 650 milyon liranın üzerine çıktı. Bu kaynak doğrudan kazı, araştırma, belgeleme, koruma ve restorasyon çalışmalarına yönlendiriliyor. İnsan kaynağı bakımından da Geleceğe Miras Projesi, Türkiye’de arkeolojik çalışmaların tarihindeki en geniş kapsamlı organizasyonlardan biri haline geldi. 2024 ve 2025 yıllarında 3 binin üzerinde uzman ve 6 binin üzerinde destek personeli sahadaki çalışmalara katkı verdi.
Bilimsel sonuçlar da çok güçlü. 2024 yılında 6 binden fazla, 2025 yılında ise 15 binden fazla buluntu kayıt altına alındı. Bilimsel yayın sayımız da 425’ten 519’a yükseldi. 2026 kazı sezonumuz devam ettiği için bu yılın buluntu, personel ve yayın rakamları henüz kesinleşmedi. Sezon sonunda bu verileri bütüncül biçimde paylaşacağız.
Aynı dönemde bilimsel yayın sayımızın 2024’te 425’ten, 2025’te 519’a yükselmiş olması da kazı çalışmalarının bilimsel çıktıya dönüşme kapasitesinin güçlendiğini göstermektedir. Bizim için başarı yalnızca daha fazla kazı yapmak değil; daha fazla alanı bilimsel olarak çalışmak, ortaya çıkan mirası korumak ve gelecek kuşaklara aktaracak kalıcı bir sistem kurmak.”
-Göbeklitepe, Karahantepe, Sardes, Tralleis, Side ve Pompeiopolis’te 2026’da ortaya çıkan yeni buluntular arasında hangileri özellikle öne çıkıyor ve önümüzdeki dönemde hangi yeni keşifleri bekliyorsunuz?
“Bu buluntular arasında “en önemlisi” diye bir ayrım yapmak doğru olmaz. Her biri, Anadolu’nun ve insanlığın geçmişine dair farklı bir soruya cevap veriyor. Bizim için asıl önemli olan, her buluntunun ait olduğu dönemi ve toplumu daha iyi anlamamıza sağladığı katkı.
2026 yılı bu açıdan son derece zengin bir yıl oldu. Göbeklitepe’den Karahantepe’ye, Sardes’ten Tralleis’e, Side’den Pompeiopolis’e kadar çok farklı dönem ve medeniyetlere ilişkin önemli sonuçlar elde ettik. Göbeklitepe’de ilk kez kuzey kesimde başlattığımız kazılarda yaklaşık 1.500 metrekarelik yeni bir alanda dörtgen planlı yapılar ortaya çıktı. Bu bulgular, Göbeklitepe’nin yalnızca anıtsal yapılardan oluşmadığını, günlük yaşam ve yerleşim düzeni hakkında da yeni bilgiler verebileceğini gösteriyor.
Karahantepe’de ise yaklaşık 11 bin yıllık, leoparın sırtında oturan bir insanı betimleyen son derece özgün bir heykel bulduk. Bu eser, Neolitik toplumların sembolik dünyasını ve insan-hayvan ilişkisini anlamamız açısından çok önemli.
Sardes’te yaklaşık 2 bin 500 yıllık, 2,2 metre yüksekliğinde bir kuros heykeli gün yüzüne çıkarıldı. Tralleis’te ise yaklaşık 300 kişilik, 2 bin yıllık anıtsal bir yüzme havuzu ile taban mozaiğine sahip bir salon bulundu. Side’de yaklaşık 390 metre uzunluğundaki B Caddesi ile Herakles’in On İki İşi’nin betimlendiği anıtsal Herakles Kapısı ortaya çıkarıldı. Pompeiopolis’te de 105 metrekarelik çok iyi korunmuş bir zemin mozaiği ve yaklaşık 2 bin yıllık bir Eros başı bulundu.
Bütün bu keşifleri tek tek eserlerden ibaret görmemek gerekiyor. Asıl değer, Anadolu tarihine ilişkin bildiklerimizi yeni verilerle geliştirmeleri. Geleceğe Miras Projesi’nin hedefi yalnızca eser bulmak değil. Bulduğumuz her eseri bilimsel bilgiye dönüştürmek, korumak, restore etmek, belgelemek ve toplumla buluşturarak bu mirası gelecek kuşaklara aktarmak. 2026 sezonu bize bir kez daha gösterdi ki Anadolu’nun hâlâ cevaplanmamış çok sayıda sorusu ve keşfedilmeyi bekleyen çok büyük bir arkeolojik potansiyeli var.”
The post Göbeklitepe’den Sardes’e, Kültür Yolu’ndan 32 şehre: Bakan Ersoy Türkiye’nin yeni kültür vizyonunu anlattı first appeared on .